
SİGORTA TAHKİMİN ÖNÜNE ZORUNLU ARABULUCULUK GETİRME ÇABALARINA İLİŞKİN AÇIKLAMA
SİGORTA TAHKİMİN ÖNÜNE ZORUNLU ARABULUCULUK GETİRME ÇABALARINA İLİŞKİN AÇIKLAMA
Tahkim yargı yolu bir alternatif uyuşmazlık çözüm yöntemidir. Sigorta Tahkim Komisyonu da yasayla kurulmuş alternatif uyuşmazlık kuruluşudur.
Sigortalıların Tahkim Komisyonu'na başvurabilmesi için, önce sigortacıya yazılı başvuru yapması konusunda sektörün talebi üzerine bir yasal zorunluluk ve dava şartı getirilmiş durumdadır. (5684 SK. madde 30, 2918 SK. madde 97.)
(Prof. Dr. Samim ÜNAN - "ZTS ile ihtiyari trafik sorumluluğu sigortasının uygulama alanları tartışmalı" - https://sigortacigazetesi.com.tr/zts-ile-ihtiyari-trafik- sorumlulugu-sigortasinin-uygulama-alanlari-tartismali/)
Şimdi bazı çevrelerin, sigortalıların ve zarar görenlerin sigorta tazminatını tahsil etmesinin önüne yeni bir bariyer olarak bu kez zorunlu arabuluculuğu getirme çabası içinde olduğu görülmektedir.
Yani Tahkim gibi alternatif uyuşmazlık çözüm yöntemini kullanmak varken bu yolu kullanmadan önce bu kez, bir başka uyuşmazlık çözüm yöntemi olan arabuluculuk yolunu kullanmak zorunlu hale getirilmek istenmektedir.
Her ikisi de yasal alternatif uyuşmazlık yöntemi olan yollardan birini kullanmak için diğerini kullanmayı da zorunlu hale getirmeyi düşünmek, sigorta tüketicisinin hak arama özgürlüğünün önüne yeni bir engel getirmeyi düşünmek demektir. Yasa koyucunun iradesine aykırı olarak, sigorta sözleşmesinin güçsüz olan tarafı kabul edilen sigortalıların adalete ulaşımını zorlaştırmayı planlamak demektir.
Oysayasa koyucu, 5684. Sayılı Kanun'un 30. Madde gerekçesinde Sigorta Tahkimin kuruluş amacını gayet acık bir biçimde ortaya koymuştur;
"Sigortalılar bazı uyuşmazlıklarda riski üstlenen tarafların haksız da olsa önerdikleri tazminatı kabul etmek durumunda kalmaktadır. Bu durum sigortacılık sektörüne olan güveni sarsan bir faktör olarak karşımıza çıkmaktadır."
Yasa koyucu iradesini, tüketicinin adalete ulaşımını zorlaştırmak değil, hakkı olanı adil biçimde almasını tesis etmekten yana koymuş durumdadır. Bu nedenle, şahsi çıkarları için vatandaşın adalete ulaşmasının önüne engel çıkarmak istemek, yasa koyucunun iradesine karşı gelmek demektir. Ayrıca amaçlanan şekilde bir düzenleme yapılması durumunda bunun anayasaya aykırılık teşkil edeceği de açıktır.